Ceyhan’da mahalle bakkalları yok olma sınırında
Adana’nın Ceyhan ilçesinde, bir dönem mahalle yaşamının vazgeçilmez unsurlarından olan bakkallar, zincir marketlerin yaygınlaşması ve değişen tüketim alışkanlıkları karşısında ayakta kalma mücadelesi veriyor. İlçede sayıları giderek azalan geleneksel bakkallar, hem ekonomik hem de kültürel açıdan çözülmenin eşiğinde.
Yarım asırlık birikim sürdürülmeye çalışılıyor
Kamuoyunda “Fatih Bakkal” olarak bilinen esnaf Fatih Çokça, mesleği aile içinden devralan isimlerden biri. Çokça, dükkânın 50 yıl boyunca bakkallık yapan ve aynı zamanda Bakkallar Odası Başkanlığı yapmış esnaf örgütlenmesinde aktif rol üstlenen kayınbabası Halil İbrahim Beyden kendisine geçtiğini belirtiyor. Emekliliğinin ardından tezgâhın başına geçen Çokça, 23 yıldır aynı mahallede hizmet veriyor.
“Rekabet eşitsizliği var”
Büyük zincir marketlerin sayısındaki artışın küçük esnafı giderek daha kırılgan hale getirdiğini söyleyen Çokça, “Eskiden mahalle bakkalına ciddi bir talep vardı. Bugün ise fiyat politikaları ve ürün çeşitliliği nedeniyle rekabet koşulları eşitsiz hale geldi” diyor. Çokça’ya göre, yerel esnafın bu yapılarla aynı şartlarda mücadele etmesi mümkün değil.
Mahalle kültürü geriliyor
Mahalle bakkallarının yalnızca ticari işletmeler olmadığına dikkat çeken esnaf, bu mekânların aynı zamanda sosyal ilişkilerin kurulduğu alanlar olduğunu vurguluyor. Veresiye defteri, karşılıklı güven ve günlük sohbetler gibi unsurların giderek ortadan kalktığını belirten Çokça, “Bakkal mahallede bir buluşma noktasıydı. Bu işlev de zayıfladı” ifadelerini kullanıyor.
Yeni kuşak mesafeli
İlçede birçok bakkalın kepenk kapattığını söyleyen Çokça, mesleğin geleceğine ilişkin karamsar. Genç kuşakların bu işi sürdürmek istemediğini belirten esnaf, “Biz son temsilciler olabiliriz. Bundan sonrasının gelmesi zor görünüyor” diyor.
Uzmanlar, küçük esnafın korunmasına yönelik yerel politikaların güçlendirilmemesi halinde mahalle bakkallarının tamamen ortadan kalkabileceği uyarısında bulunuyor. Bu durumun yalnızca ekonomik değil, toplumsal hafıza açısından da kayıp anlamına geleceği ifade ediliyor.







