Ormanlar İklim Krizine Karşı Doğal Kalkan: Su ve Ekosistemlerle Hayati Bağ
İstanbul Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Çevre Sağlığı ve Çevresel Risk Yönetimi Program Başkanı H. İnci Ateş, ormanların ve su kaynaklarının birbirini tamamlayan hayati sistemler olduğunu vurgulayarak, bu iki unsurun iklim değişikliğiyle mücadelede kritik rol oynadığını belirtti.
Doğal Dengeyi Koruyan Görünmez Mekanizma
Ateş’e göre orman ekosistemleri, atmosfer ile yeryüzü arasındaki hassas dengeyi sağlayan en önemli yapılardan biri. Ağaçlar ve bitki örtüsü, fotosentez yoluyla atmosferdeki karbondioksiti emerek oksijen üretirken, aynı zamanda hava kalitesini iyileştiriyor. Bu süreç, küresel ölçekte iklim değişikliğiyle mücadelede doğal bir denge mekanizması işlevi görüyor.
Sağlıklı orman alanlarının karbonu depolama kapasitesi sayesinde küresel ısınmanın etkilerinin azaltılmasına katkı sağladığını belirten Ateş, bu ekosistemlerin korunmasının yalnızca çevresel değil, aynı zamanda yaşamsal bir gereklilik olduğunun altını çizdi.
Biyolojik Çeşitliliğin Kalbi
Ormanlar, yalnızca ağaçlardan ibaret değil; sayısız bitki, hayvan ve mikroorganizmanın yaşam alanı. Bu yönüyle dünyanın en zengin biyolojik çeşitlilik merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ateş, biyolojik çeşitliliğin korunmasının gıda güvenliğinden bilimsel araştırmalara kadar geniş bir etki alanı olduğunu belirtti.
Erozyon ve Su Döngüsünde Kritik Rol
Ormanların bir diğer önemli işlevi ise toprak ve su kaynaklarını korumak. Ağaç kökleri toprağı tutarak erozyonu önlerken, yağış sularının toprağa daha sağlıklı şekilde nüfuz etmesini sağlıyor. Bu durum hem yeraltı su kaynaklarını besliyor hem de sel ve taşkın risklerini azaltıyor.
Su Kaynakları Alarm Veriyor
22 Mart Dünya Su Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Ateş, dünyadaki suyun yaklaşık %97’sinin tuzlu olduğunu ve kullanılabilir tatlı su kaynaklarının son derece sınırlı kaldığını hatırlattı.
Artan nüfus, kentleşme, iklim değişikliği ve bilinçsiz tüketim alışkanlıklarının su kaynakları üzerindeki baskıyı giderek artırdığına dikkat çeken Ateş, değişen yağış rejimleri ve uzun kuraklık dönemlerinin su döngüsünü doğrudan etkilediğini ifade etti.
Çevresel Riskler ve Sürdürülebilir Yönetim
Sanayi faaliyetleri, tarımsal kimyasallar ve evsel atıkların su kaynakları üzerinde ciddi kirlilik riski oluşturduğunu belirten Ateş, etkin denetim mekanizmaları ve çevre dostu üretim modellerinin yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi.
Sürdürülebilir su yönetimi politikalarının geliştirilmesinin önemine değinen Ateş, su tasarrufu, modern sulama teknikleri ve doğal su havzalarının korunmasının bu sürecin temel taşları olduğunu vurguladı.
Ortak Sorumluluk: Geleceği Korumak
Ateş, doğal kaynakların korunmasının yalnızca kurumların değil, tüm bireylerin ortak sorumluluğu olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Ormanlara sahip çıkmak, suyu bilinçli kullanmak ve çevreye duyarlı davranmak, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmanın en önemli adımıdır. Doğayı ve suyu korumak, aslında yaşamın geleceğini korumaktır.”







